

Teknolojinin sunduğu olanaklar ve küreselleşmenin etkisiyle ortaya çıkan dijital göçebelik, modern iş dünyasını ve bireysel yaşam tercihlerini kökten dönüştüren bir fenomen haline gelmiştir. Dünya genelinde 35 milyon kişinin benimsediği bu yaşam tarzı, yalnızca bir çalışma biçimi değil, aynı zamanda kimlik algıları, toplumsal etkileşimler ve kültürel dönüşümler açısından da derin etkilere sahip çok boyutlu bir olgudur.
Dr. Ahmet Erkasap'ın bu kapsamlı çalışması, dijital göçebeliği sosyolojik bir perspektifle ele alarak, bireylerin özgürlük arayışından iş-yaşam dengesine, teknoloji kullanımından yerel topluluklarla kurdukları bağlara kadar geniş bir yelpazede incelemektedir. Kitap, pandemi sonrası dönemde hızla yaygınlaşan bu olgunun bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini Marxist kuram ve neo-Marksist perspektifler çerçevesinde değerlendirerek, dijital göçebeliğin kapitalist üretim sürecindeki yerini ve sınıfsal yapılar üzerindeki etkilerini sorgulamaktadır.
25 dijital göçebe ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve nitel araştırma yöntemleriyle desteklenen bu çalışma, dijital göçebelerin motivasyonlarından karşılaştıkları zorluklara, cinsiyete göre farklılaşan deneyimlerden ekonomik ve toplumsal etkilerine kadar detaylı bulgular sunmaktadır. Araştırma, dijital göçebelerin zaman ve mekândan bağımsızlık arayışlarını, esneklik ve özerklik dinamiklerini, topluluk oluşturma pratiklerini ve kimlik inşa süreçlerini derinlemesine analiz etmektedir.
Eser, dijital göçebeliğin yalnızca ayrıcalıklı bir kesimin yaşam tarzı olmadığını, aynı zamanda gig ekonomisi ve platform ekonomisi çerçevesinde yeni iş gücü modellerinin ortaya çıkmasına katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bu yaşam biçiminin toplumsal eşitsizlikleri nasıl yeniden ürettiği, pasaport gücü ve gelir düzeyi gibi faktörlerin belirleyici rolü, sosyal adalet ve fırsat eşitliği konularındaki sorunlar da eleştirel bir yaklaşımla ele alınmaktadır.
Kitap, dijital göçebelerin küreselleşme sürecindeki rollerini, kültürel çeşitlilik deneyimlerini, yerel ekonomilere katkılarını ve sosyal hareketlilik üzerindeki etkilerini de kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Özellikle coworking alanlarının topluluk oluşturmadaki işlevi, çevrim içi ve çevrim dışı sosyal ağların önemi, ve dijital göçebelerin mesleki kimlik dönüşümleri gibi konular, zengin veri ve analizlerle desteklenmektedir.
Bu çalışma, dijital göçebeliğin sadece bir yaşam tarzı değil, çağdaş sosyoekonomik sistemlerin yeniden şekillenmesine katkı sağlayan karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Gelecekteki iş yapma biçimlerini, toplumsal dönüşümleri ve küresel hareketlilik dinamiklerini anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak niteliğindedir. Aynı zamanda, dijital çağın getirdiği fırsatlar ve zorluklar arasında denge kurmaya çalışan politika yapıcılar, akademisyenler ve dijital göçebelik yaşam tarzını benimseyen bireyler için de önemli içgörüler sunmaktadır.